23 Mayıs 2012 Çarşamba

AD Users and Computers - Group Scope


     Merhaba arkadaşlar bu makelemde Active Directory  Users And Computers  -  Group Scope’ları inceleyeceğiz. Yeni bir grup oluştururken Group Scope kısmında Global, Universal ve Domain Local seçeneklerini görürüz ve Default’ta Global olarak gelir.Peki nedir bu Group Scope’lar şimdi bunu inceleyelim.
     Scope’ların yaptığı şey bir grubun üyeleri kimler olabilir ve gruplar nerde kullanılır bunları belirlemektir.Eğer ortamda tek bir domain var ise Group Scope’un hiçbir önemi yoktur. Ancak birden fazla domain var ise ve örneğin bir tarafta paylaşım diğer tarafta kullanıcılar varsa Scope önemlidir.Grupların kullanılmasının asıl amacı toplu işlem yapmaktır.Ortamda az sayıda kullanıcı varsa ve sadece diğer domaindeki kaynağa ulaşmalarını istiyorsa grup yaratmanın anlamı yok.Ancak  kullanıcı sayımız fazlaysa ve sürekli olarak kaynağı kullanıyorlarsa tek tek security tablarıyla uğraşmak yerine işte bu grupları kullanırsak grupların security ayarlarını yapmamız yeterli olcaktır.


Global Group: 
     Sadece kendi domaininden üye almaktadır ve Her yerden ulaşılan Scope türüdür.Az önceki örnekten yola çıkalım A.com ve B.com domainlerimiz olsun A.com’da paylaşım  B.com’da ise kullanıcılar olsun. Global Grup B.com da yaratılmalıdır çünkü Global grup kullanıcılarla aynı domainde olmalıdır ki kullanıcılar üye olabilsin. Global grubun diğer özelliği ise her yerden ulaşılabilmesi dedik.Yani B.com’da yarattığımız grubu A.com’daki paylaşımın Security ayarlarında görebiliyoruz ve gerekli ayarlamaları yapabiliyoruz.Sonuç olarak farklı domainlerde görüp izin verebiliyoruz.Ancak dediğim gibi sadece kendi domaininde üye almaktadır.


Domain Local Group:
      Mantıksal olarak Global Grubun tam tersidir. Yani farklı domainlerden üye alır ancak heryerden ulaşılamaz(diğer domainde security ayarlarında göremeyiz) buda demek oluyor ki  Domain Local gruplar kaynağa(paylaşıma)yakın olmalıdır. Bu sayede farklı domainlerden olan kullanıcıları bu gruba dahil edebilir ve paylaşıma ulaştırabiliriz.



Universal Group:
     Global ve domain local gruplarının birleşimidir. Her yerden ulaşılabilir ve her yerden kullanıcı almaktadır.Universal grupların kullanım amacı erişecek olan kullanıcılar birden fazla yerde ise ve erişilecek olan kaynaklarda birden fazla yerde ise universal groupe kullanılır. Global ve Domain Local gruplarını tek bir noktada toplamaya yarar.



16 Mayıs 2012 Çarşamba

Active Directory Domains and Trusts

Trust:
            Active Directory, domain ve forest trust’larını (Güven)kullanarak,domainler ve forest’lar arasında güvenlik sağlar.Active Directory Domains And Trusts’a ulaşmak için resimdeki yolu kullanabiliriz.

Forest Trust :
                A.com ve B.com adında iki farklı domain ortamında, A.com üzerindeki bir kullanıcıyla B.com da oturum açabilmemiz ve B.com üzerindeki kaynaklara ulaşabilme gibi işlemleri gerçekleştirmek için ilk olarak B.com un A.com’u tanıması ve güvenmesi gerekmektedir.
                Örneğin, A.com şirketi B.com şirketini bünyesine kattığında iki taraftaki çalışanların birbirlerinin paylaşımlarına ulaşmaları ve gerektiğinde karşı domain ortamında oturum açmaları ancak iki forest’ın birbirlerine güvenmesiyle gerçekleşir.Aynı forest ortamında DC’ler birbirlerine güvenirken farklı bir forest ortamındaki DC’lere güvenmezler.
                Forest Trust işlemi 2 Root Domain arasında gerçekleştirilir ve aradaki güven ilişkisi oneway (tek yönlü) ya da twoway (çift yönlü)olarak gerçekleştirilebilir. Forest Trust işlemi gerçekleştirildikten sonra her iki forest’taki tüm DC’ler birbirlerine güvenirler. Ancak bu işlem için Functional Level inimum 2003 olmalıdır.


External Trust:
                Bu trust, kullanıcıların domaindeki bir kaynağa ulaşmak istediklerinde veya forest trust kurulmamış,farklı forestlardaki domainler arasında kaynak erişimine ihtiyaç duyulduğunda oluşturulur.
Örneğin;  A.com  şirketindeki File Server ile B.com şirketindeki File Server lar arasında yapılan Trust yöntemidir diyebiliriz. İki forest arasında birbirlerinin kaynaklarına ulaşmasını istediğimiz iki makine arasında yapılır, non-transtive (geçişsizdir)ve one-way yada two-way olabilir. Yani A.com’daki  makine B.com’da trust işlemi gerçekleştirdiğimiz makine dışında başka bir makineye ulaşamaz.



Shortcut Trust:
            Bu trust çeşidi ise Forest’lar arası değildir, aynı forest içinde yapılan trust çeşididir. En tepedeki  Domaini kullanmadan istenilen domaine ulaşmak için kullanılır. Adından da anlaşılacağı gibi kısayoldan istenilen yere gitmek için kullanılır ve transtive’dir (geçişli).Shortcut trust yaratılmasının amacı, forest veya tree hiyerarşisi içinde mantıksal olarak birbirinden uzak olan domainler arasında logon süresini kısaltmaktır.

Realm Trust:
            Windows server domaini ile Windows olmayan (Unix,Linux) ortamlardaki security pincipal’ların arasında administrator’un açık bir şekilde oluşturduğu trust’tır.

İki Çeşit Trust Vardır;
·         Transtive
·         Non-Transtive
Transtive: Mevcut bir Forest ya da Domain Tree içinde bir domain yarattığımız zaman foresttaki domainler otomatik olarak birbirlerine güvenirler.Bu transtive bir trust’tır.Yani A.com B.com’a güveniyorsa ve B.com’da C.com’a güveniyorsa, A.com C.com domainine güvenir.Transtive trust’lar otomatik olarak yaratılırlar.
Non-Transtive: Otomatik olarak yaratılmazlar,manuel olarak yaratılması gerekir.İki bağımsız domain arasında yaratılan güven ilişkisidir.One-way veya Two-way olarak yaratılabilir.Oluşturulan güven ilişkisi geçişsizdir.Yani A.com domaini B.com domainine güveniyorsa ve B.com domaini de C.com’a güveniyorsa, A.com domaini C.com domainine güvenmez.

Trust Yönleri:
One Way:  A.com B.com’a güvenirse. B.com adresi A.com’un kaynaklarına ulaşabilir.
Two Way:  A.com ve B.com birbirine güvenir ve kaynaklarına ulaşır.



4 Mayıs 2012 Cuma

Disturbuted File System (DFS)


          Merhaba arkadaşlar bu makalemizin konusu Disturbuted File System yani DFS. Karşılığı dağınık dosya sistemi anlamına gelmektedir.DFS in yaptığı şey aslında oldukça basit, DFS bizim birden fazla paylaşım klasörümüz varsa bunları tüm client’ların ulaşabileceği ortak bir alanda toplamaktır.

          DFS’i 2 kısımda inceleyebiliriz;
  • NameSpace
  • Replication

          İlk olarak NameSpace’ten bahsedelim.Örneğin bizim şirketimizde tek bir paylaşım klasörü varsa o zaman sorun yok ancak, muhasebe için ayrı bir bilgisayarda muhasebe paylaşımı, satış  için ayrı bir bilgisayarda satış paylaşımı ve bunun gibi birçok paylaşım klasörümüz varsa bunlara ulaşmak için normalde run’da \\makine adı\paylaşım klasörünün adı   şeklinde yazıp bu paylaşımlara ulaşabiliyoruz. Bu şekilde 50 paylaşım klasörü varsa bizim bu paylaşım klasörlerinin bulunduğu bilgisayarların isimlerini aklımızda tutmak oldukça zor olacaktır. İşte DFS’in bize bu aşamada sağladığı fayda bizim bu 50 paylaşım klasörünü tek bir yerde göstermektir. DFS ten oluşturulan bir NameSpace’te tüm bu paylaşım klasörlerini görebilirz. Ancak bu namespace’te paylaşım klasörlerinin kopyası değil sadece paylaşım klasörlerinin shortcut’ları bulunur.Yani paylaşım klasörlerini bu namespace’e linkleriz. Kullanıcı gelip muhasebe klasörüne çift tıkladığında aslında muhasebe klasörü gerçekte hangi makinedeyse kullanıcı bu dosyayı oradan açmış olur ancak kullanıcı tabi ki bunu fark etmez.

          DFS’in Replication özelliğinin bize sağladığı avantaj ise,biz bu paylaşım klasörlerinin bir yedeğini başka bir bilgisayarda saklayabiliyoruz. Peki bu bizim ne işimize yarar ? “Muhasebe” adındaki paylaşım klasörümüzün bulunduğu makinenin başına bir iş geldiğinde doğal olarak kullanıcılar muhasebe paylaşımına ulaşamayacaklardır,biz muhasebe klasörünün yedeğini başka bir bilgisayarda da saklarsak ve bu klasörüde namespace’e linklersek klasörlerden birine ulaşılamasa bile diğeri de linklendiği için diğer muhasebe klasöründen ulaşılabilir.Tabi  kullanıcı bu işlemlerden de haberdar olmaz,hangi makine üzerindeki paylaşım klasörünü açtığını bilmez. Replication’un bir diğer güzelliği ise bu klasörler replike halde çalışır yani klasörlerden  birinde bir doküman vs. eklersek yada silersek  diğerinde de aynı işlem gerçekleşir. Yani her durumda aynı bilgilere ulaşılır.

          Ve DFS’in en güzel tarafı şirketimizdeki tüm bu paylaşım klasörlerine  run’a  ;                                                          \\domainadı\namespaceadı    yazarak ulaşabiliriz.                          




24 Nisan 2012 Salı

DHCP Nedir?


Merhaba arkadaşlar bu makalemde DHCP nin avantajlarından ve DHCP lease generation ve Lease renewal işlemlerinden bahsedeceğim.  
            DHCP yani Dynamic Host Configuration Protocol, internete çıkmak ve diğer bilgisayarlarla haberleşmek için gerekli olan IP konfigurasyonunu otomatik olarak atamamızı sağlayan servistir. Yani IP adresi,DNS adresi,SubnetMask,Gateway ve varsa WINS Server gibi bilgileri otomatik olarak clientlarımıza atayabiliriz.           
           DHCP den IP atama işlemi zahmet ve zaman tasarrufu sağlar. Örneğin 1000 client’ı olan bir şirket düşünelim ve static ip vermeye kalkarsak bu kadar makinaya tek tek ip,dns,gateway,subnet mask gibi değerli atama işlemi oldukça zaman alır ve 1000 makinayı dolaşıp bu değerleri girmemiz gerekir. Bu ip girişleri sırasında örneğin gateway değerini yanlış girebiliriz buda diğer bilgisayarlarla haberleşemememize yol  açar. Ve bazı meraklı kullanıcılar ip adreslerini değiştirmeye kalkabilir buda çakışmalara neden olur. Ancak DHCP ile ip atama işlemi yaparsak 1000 clientı dolaşmamıza gerek kalmaz ve belirtilen tüm değerler %0 hatayla dağıtılır.çakışma sorunuda ortadan kalkar.  Ve laptop’umuz varsa bir cafeye gittiğimizde sadece wireless şifresini öğrenip internete çıkabiliriz çünkü otomatik olarak tüm bilgiler alınır. Static olarak ip atayacaksak cafenin network’ünden bir ip ve subnetmask,dns,gateway gibi adresleride öğrenmemiz gerekecektir. Sonuç olarak DHCP bizim işimizi kolaylaştırır ve kullanmamızda hiçbir sakınca yoktur.
          
     DHCP’den IP alma işlemi 4 aşamada gerçekleşir “DORA”

Discover: Client ilk açıldığında hiçbir ip adresine sahip olmadığı için Discover paketini yollar ve bu işlemi BroadCast olarak atar çünkü bulunduğu networkte kimseyi tanımıyodur ve bu sayede paketi herkese yollar.Discover paketinin içeriği ortamda DHCP Server olup olmadığını aramak ve eğer varsa bana ip verir misin? Sorusunu sormaktır. Client ek olarak bu paketin içerisine kendi MAC adresini de yazar.Çünkü kendini tanıtmak için elindeki tek adres budur.

Offer: Client’ın IP aradığını duyan DHCP Server Offer paketiyle, Client’a kendi havuzundan ip adresi önerir.Offer paketinde önerilen ip adresinin yanı sıra kiralama süresiyle ilgili bilgilerde yer alır. Bu pakette BroadCast olarak yollanır. Eğer client önerilen ip adresinin başkası tarafından kullandığını öğrenirse DHCP Decline paketini gönderir.

Request: Ortamda birden fazla DHCP Server olabilir ve Client’a teklifte bulunmuş olabilir. Request  işleminde Clinet kendisine önerilen tekliflerden birini kabul eder ve DHCP Server’a Request paketiyle önerdiği IP adresini ve kiralama bilgilerini kabul ettiğini söyler. Bu pakette BroadCast olarak gerçekleşir.Ancak bu işlem sonunda Client teklifi kabul etsede hala bir IP adresi yoktur.

Acknowledgement: DHCP Server önerdiği IP adresini Client kabul ettiği için kendi veri tabanına, Client’ın Mac adresini verilen Ip adresini ve kiralama süresi gibi bilgileri yazar. Ve ACK paketiyle bunu duyurur. Bu işlem sonunda Client IP adresine kavuşur. Ack işlemi sırasında bir hata meydana gelirse DHCP Server NACK paketini yollar.      


                DHCP Lease Renewal;
IP adresleri DHCP Server’dan satın alınmaz, kiralanır. Bu kiralama süresi Default’ta 8 gündür.Ancak bu süre  artırılıp azaltılabilir. Örneğin cafe vb.yerlerde 1-2 saat yeterlidir. Çünkü Client gelip bizim DHCP Server’ımızdan bir ıp aldığında ve daha sonra gittiğinde ıp adresini kullanmasa bile 8 gün boyunca o ip adresi başka birine verilmez. Buda ip rezervinin tükenmesine neden olur,bu yüzden cafe gibi yerlerde kira süresi azaltılır.
Client bilgisayarımızı her açtığımızda kira süresi otomatik olarak yenilenir. Ama diyelim ki client bilgisayarımızı hiç kapatıp açmadık.İşte böyle durumlarda kira süresinin %50 sine gelindiğinde client makine DHCP Server’a gidip kira süresini uzatmak istediğini söyler ve kira süresi uzatılır.Ancak DHCP Server’a ulaşılamazsa sürenin %87.5’ine gelindiğinde tekrar DHCP Server’a gidilip istek dile getirilir. Yine DHCP’ye ulaşılamazsa süre dolduğunda kullanılan IP “RELEASE” edilir yani bırakılır. Bu işlemler sırasında sadece Request ve Ack paketleri yollanır. Çünkü Client makine zaten DHCP Server’ın varlığından haberdardır.

CMD komut satırından kendimizde bu işlemi gerçekleştirebiliriz;

ipcofig  /release        “ıp adresini bırak demektir.”
ipconfig /renew        “ıp adresini yenile demektir.”


17 Nisan 2012 Salı

Devir USB 3.0 devri..!

       İlk olarak USB 1.0 ve 1.1 ile kullanmaya başladığımız USB arabirimi zamanla heryerde karşımıza çıkan bir standart haline geldi ve zamanla 1.0 ve 1.1’in hızı  gelişen teknolojinin yanında yeterli olmadı ve şu an yaygın olarak kullanılan USB 2.0 çıktı.                
        USB 2.0 bilgisayarlarımızda en çok kullandığımız tak-çalıştır arabirimi olarak çoğu bilgisayarda bolca yer almakta. Ancak artık USB 2.0’da yeterli gelmemeye başladı.Çünkü özellikle External HDD ve USB bellekler gibi depolama aygıtlarının bant genişliği USB 2.0’ın bant genişliğinin oldukça üzerinde ve çok daha hızlı.
                Yapılan araştırmalara göre önümüzdeki 2-3 yıl içerisinde standart bir kullanıcının bile 2TB veri depolama alanına ihitiyaç duyacağı sonucu çıkıyor.Bu da demek oluyor ki USB 2.0’ın da suyu kaynadı.! 2TB gibi veriye sahip olan bir kullancının depolama aygıtlarından beklentiside doğal olarak artacak ve daha çok hız isteyeceklerdir.İşte bu sebepten dolayı USB 3.0 yavaş yavaş hayatımızın içine girmeye başladı. USB 3.0 yeni bir arabirim olsa da piyasada USB 3.0 desteği olan birçok HDD,USB bellek,disk kutusu ve USB 3.0 kartları bulunuyor.

       USB 3.0 tejnolojisinden bahsetmek gerekirse, USB 2.0’a oranla teoride 10 kat daha hızlı aktarım sunmakta.USB 3.0 pratikte desteklediği bant genişliğini henüz dolduramıyor,buda demek oluyor ki USB 3.0 teknolojisi oldukça uzun bir süre hayatımızda olacak.! USB 2.0’ın 480Mbit/sn olan ve teoride saniyede 60 MB veri aktarım hızının USB 3.0’da 5 Gbit/sn yani saniyede 600MB’a çıktığını görüyoruz. USB 3.0’ın avantajı sadece hız değil.. USB’den şarj olan cihazların da USB 3.0’da birlikte USB 2.0’a oranla daha kısa şarj olduğunu söyleyebilriz. USB 3.0’da Voltaj değişmiyor ancak amper değeri 0.9A ya yükseltilmiş. Fiziksel olarak USB 2.0’dan hiçbir farkı olmayan USB 3.0’ın bir diğer güzelliği ise USB 2.0 desteğinin olması. Yani USB 3.0 destekleyen bir harici disk aldık ancak evimizdeki bilgisayarımız USB 2.0 arabirime sahip, yinede yeni aldığımız harici diskimizi bilgisayarımızda kullanabilirz tabi hız kaybını göze almalıyız.!

Şu an USB 3.0 arabirimini destekleyen cihazlara göz atmak gerekirse;

Asus U3S6:


      PCI Express x4 yuvası sayesinde sistem’e bağlanan Asus U3S6 USB 3.0 kart masaüstü bilgisayarında yüksek hızda veri aktarımı yapmak isteyenlere hitap eden bir ürün. İki adet USB 3.0 arabirimi sunan kartta aynı zamanda SATA 6 Gbps teknolojisini destekleyen iki adet girişe yer veriliyor. Kutu içeriğinde ürünün kullanımı için tüm aparatlar ve kablolar geliyor. 



Transcend TS-PNU3:



    Dizüstü bilgisayar kullanıcılarına özel olarak tasarlanan ve ExpressCard 34 arabirimi sayesinde sistemle haberleşen Transcend TS-PNU3 iki adet USB 3.0 arabirimi sunuyor. USB arabirimler yan yana tercih edilmiş ve aradaki boşluk oldukça geniş. Durum böyle olunca kalın yapıdaki USB arabirimli cihazlar herhangi bir bağlantı problemi oluşturmuyor.


Mach Xtreme MX-FX:



   Sağlam bir gövde yapısına sahip olan Mach Xtreme FX 64 GB depolama alanı sunuyor. Performans anlamında rakiplerinden geri kalmayan USB bellek bir saniye içerisinde 80 MB veriyi aktarabiliyor. En yüksek okuma hızı ise 130 MB/sn seviyesinde. Kapaklı yapının tercih edildiği ürünün dış malzemesi alüminyum. Bu sayede çarpma ve düşmelerde verileriniz korunuyor.


Transcend StoreJet 25M3:


    Transcend’in StoreJet serisinde yer alan 25M3 isimli harici sabit disk, düşme ve çarpma testlerinden başarıyla ayrılmış bir ürün. 256 bit AES şifreleme özelliği sayesinde verilerinizi daima güvende tutmayı başaran sabit diskin ön kısmında aktivasyon durum LED’i yer alıyor. 640 GB depolama kapasitesine sahip StoreJet 25M3’ün tasarımı da oldukça şık. 





16 Nisan 2012 Pazartesi

BitLocker ve BitLocker To Go nedir ?


Merhaba arkadaşlar bu makalemde BitLocker ve BitLocker To Go 'dan bahsedicem.Bildiğimiz gibi EFS te dosya veya klasör encrypt ederken Bitlocker la disk encrypt edilir,  yani EFS’te olduğu gibi tek bir dosya değil de volume’ün içini koruruz. Bitlocker bilgilerimizi şahıslara karşı korumak değil çalınmalara karşı korumak için kullanılır. Yani bilgisayarımızdaki harddiskin  başkası tarafından alınıp kendi bilgisayarında çalıştırmasını önlemek için kullanılmaktadır.  Dolayısıyla mobile disklere ve laptop’lara yönelik bir koruma mekanizmasıdır diyebiliriz. Tek bir dosyayı değil donanımı tümüyle korumayı sağlar donanım içindeki tüm bilgiler korunmuş olunur.

                İşletim sisteminin kurulu olduğu partition encrypt etmek istiyorsak en az 2 partition gereklidir.Bunun amacı encript edilen partition’ı boot etmek içindir.  2 tane key vardır.Bunlar Full Volume Encryption Key ve Volume Master Key. Bunlardan biri tüm diski encrypt etmek için diğeri ise bizim o key’e ulaşmamız için kullanılır. Yani kullanıcıda olan key’le makinadaki key’e ulaşılır ve makinadaki key’lede gidip disk encrypt edilir.


              
          Encryption key bir USB memory yada  anakartın üzerinde TPM varsa burada saklanır. Eğer USB üzerinde saklıyorsak makine açılırken USB nin takılı olması gereklidir. Ancak sanal makinalarda bu işlem biraz farklı çünkü sanal makinalar açılış sırasında USB’yi tanımadığı için, bu durumda floppy disk kullanabilirz.
                Bitlocker’a ulaşmak için control panel’i kullanabiliriz system and settings’ten bitlocker ı bulup security’den yapabiliriz. Ya da partition üzerinde sağ tuş Turn on Bitlocker diyebilirz. CMD sarıtından Bitlocker’a ulaşmak istiyorsak manage-bde.wsf yi kullanabiliriz.
                Bitlocker Drive Encryption’dan  yaptığımız işlemler sonucunda kaydettiğimiz key dosyasını farklı bir bilgisayar yada bellek üzerinde taşımak en doğrusu olandır.

               BitLocker To Go  ise taşınabilir bellekler için kullanılan türüdür. XP ve Vista da BitLocker To Go destelenmediği için BitLocker To Go Reader kullanılmalı.  İnternetten download edilebilir yada bizim encrypt ettiğimiz disk içinde de vardır.

14 Nisan 2012 Cumartesi

EFS (Encrypting File System)


Merhaba arkadaşlar bu makalemde EFS  (Encrypt File System)  inceleyeceğiz;

EFS yani şifrelemeli dosya sistemi ntfs dosya sistemiyle bize sunulan bir özelliktir. EFS dosya ve klasörlerimizi şifrelemek için kullanıldığımız bir Windows özelliğidir.Ancak buradaki şifreleme mantığı Office dosyalarında bulunan şifre sorma ekranından farklıdır. EFS dosyalarına ulaşmak için sertifika gerekmektedir.

EFS’i kullanmamızdaki amaç örneğin network üzerinden bilgisayarımıza giren bir kişinin bizim için önemli olan dosya ve klasörlere erişmesini önlemek. Ancak dosya veya klasörümüze erişmesini istediğimiz kişilerede izin verebilirz. EFS’li dosyaları açmak için sertifika yaratmak gerekli demiştik .Biz bir dosyayı veya klasörü Encrypt ederken eğerki bilgisayarımızda bir sertifika yoksa bilgisayarımız bizim için self signed bir sertifika oluşturur. Bu sertifikanın bir yedeği alınmalıdır çünkü bilgisayarımıza format attığımızda ya da bu gibi durumlarda bu sertifikayı da kaybetmiş oluruz ve dosya yada klasörlerimizi açamayız.

Bu sertifikayla birlikte private ve public diye 2 key gelir. Private key’in kilitlediği bir dosyayı Public key açar aynı şekilde Public key’in kilitlediği dosyayıda Private key açar.Yani bir arada çalışmaktadırlar.Bu işleme asimetrik encrypt denir. Bu işlem çok güvenli olmasına rağmen performansı düşüktür.Simetrik encrypt’te ise tek key vardır ve performansı fazladır. File Encryption Key(FEK) ise ikisinin bir arada kullanılmasıdır.

Sertifikaları görmek için CMD satırından certmgr.msc
CMD satırından encrypt işlemi gerçekleştirmek için cipher.exe kullanılır.
Ve EFS’li dosyaları taşımak için backup işlemi gerçekleştirilir.

Gelelim oldukça basit olan uygulamasına;

İlk olarak bir klasör oluşturalım ve sağ tuş özellikler diyelim vegelen pencereden gelişmiş’i seçelim.


Daha sonra gelen pencereden resimde görüldüğü gibi “Veriyi korumak için içeriği şifrele” seçip “Tamam” diyelim.





İşlemimiz bu kadar.Resimdeki gibi oluşturduğumuz klasör yeşil rengi aldıysa sorun yok demektir.



·