24 Nisan 2012 Salı

DHCP Nedir?


Merhaba arkadaşlar bu makalemde DHCP nin avantajlarından ve DHCP lease generation ve Lease renewal işlemlerinden bahsedeceğim.  
            DHCP yani Dynamic Host Configuration Protocol, internete çıkmak ve diğer bilgisayarlarla haberleşmek için gerekli olan IP konfigurasyonunu otomatik olarak atamamızı sağlayan servistir. Yani IP adresi,DNS adresi,SubnetMask,Gateway ve varsa WINS Server gibi bilgileri otomatik olarak clientlarımıza atayabiliriz.           
           DHCP den IP atama işlemi zahmet ve zaman tasarrufu sağlar. Örneğin 1000 client’ı olan bir şirket düşünelim ve static ip vermeye kalkarsak bu kadar makinaya tek tek ip,dns,gateway,subnet mask gibi değerli atama işlemi oldukça zaman alır ve 1000 makinayı dolaşıp bu değerleri girmemiz gerekir. Bu ip girişleri sırasında örneğin gateway değerini yanlış girebiliriz buda diğer bilgisayarlarla haberleşemememize yol  açar. Ve bazı meraklı kullanıcılar ip adreslerini değiştirmeye kalkabilir buda çakışmalara neden olur. Ancak DHCP ile ip atama işlemi yaparsak 1000 clientı dolaşmamıza gerek kalmaz ve belirtilen tüm değerler %0 hatayla dağıtılır.çakışma sorunuda ortadan kalkar.  Ve laptop’umuz varsa bir cafeye gittiğimizde sadece wireless şifresini öğrenip internete çıkabiliriz çünkü otomatik olarak tüm bilgiler alınır. Static olarak ip atayacaksak cafenin network’ünden bir ip ve subnetmask,dns,gateway gibi adresleride öğrenmemiz gerekecektir. Sonuç olarak DHCP bizim işimizi kolaylaştırır ve kullanmamızda hiçbir sakınca yoktur.
          
     DHCP’den IP alma işlemi 4 aşamada gerçekleşir “DORA”

Discover: Client ilk açıldığında hiçbir ip adresine sahip olmadığı için Discover paketini yollar ve bu işlemi BroadCast olarak atar çünkü bulunduğu networkte kimseyi tanımıyodur ve bu sayede paketi herkese yollar.Discover paketinin içeriği ortamda DHCP Server olup olmadığını aramak ve eğer varsa bana ip verir misin? Sorusunu sormaktır. Client ek olarak bu paketin içerisine kendi MAC adresini de yazar.Çünkü kendini tanıtmak için elindeki tek adres budur.

Offer: Client’ın IP aradığını duyan DHCP Server Offer paketiyle, Client’a kendi havuzundan ip adresi önerir.Offer paketinde önerilen ip adresinin yanı sıra kiralama süresiyle ilgili bilgilerde yer alır. Bu pakette BroadCast olarak yollanır. Eğer client önerilen ip adresinin başkası tarafından kullandığını öğrenirse DHCP Decline paketini gönderir.

Request: Ortamda birden fazla DHCP Server olabilir ve Client’a teklifte bulunmuş olabilir. Request  işleminde Clinet kendisine önerilen tekliflerden birini kabul eder ve DHCP Server’a Request paketiyle önerdiği IP adresini ve kiralama bilgilerini kabul ettiğini söyler. Bu pakette BroadCast olarak gerçekleşir.Ancak bu işlem sonunda Client teklifi kabul etsede hala bir IP adresi yoktur.

Acknowledgement: DHCP Server önerdiği IP adresini Client kabul ettiği için kendi veri tabanına, Client’ın Mac adresini verilen Ip adresini ve kiralama süresi gibi bilgileri yazar. Ve ACK paketiyle bunu duyurur. Bu işlem sonunda Client IP adresine kavuşur. Ack işlemi sırasında bir hata meydana gelirse DHCP Server NACK paketini yollar.      


                DHCP Lease Renewal;
IP adresleri DHCP Server’dan satın alınmaz, kiralanır. Bu kiralama süresi Default’ta 8 gündür.Ancak bu süre  artırılıp azaltılabilir. Örneğin cafe vb.yerlerde 1-2 saat yeterlidir. Çünkü Client gelip bizim DHCP Server’ımızdan bir ıp aldığında ve daha sonra gittiğinde ıp adresini kullanmasa bile 8 gün boyunca o ip adresi başka birine verilmez. Buda ip rezervinin tükenmesine neden olur,bu yüzden cafe gibi yerlerde kira süresi azaltılır.
Client bilgisayarımızı her açtığımızda kira süresi otomatik olarak yenilenir. Ama diyelim ki client bilgisayarımızı hiç kapatıp açmadık.İşte böyle durumlarda kira süresinin %50 sine gelindiğinde client makine DHCP Server’a gidip kira süresini uzatmak istediğini söyler ve kira süresi uzatılır.Ancak DHCP Server’a ulaşılamazsa sürenin %87.5’ine gelindiğinde tekrar DHCP Server’a gidilip istek dile getirilir. Yine DHCP’ye ulaşılamazsa süre dolduğunda kullanılan IP “RELEASE” edilir yani bırakılır. Bu işlemler sırasında sadece Request ve Ack paketleri yollanır. Çünkü Client makine zaten DHCP Server’ın varlığından haberdardır.

CMD komut satırından kendimizde bu işlemi gerçekleştirebiliriz;

ipcofig  /release        “ıp adresini bırak demektir.”
ipconfig /renew        “ıp adresini yenile demektir.”


17 Nisan 2012 Salı

Devir USB 3.0 devri..!

       İlk olarak USB 1.0 ve 1.1 ile kullanmaya başladığımız USB arabirimi zamanla heryerde karşımıza çıkan bir standart haline geldi ve zamanla 1.0 ve 1.1’in hızı  gelişen teknolojinin yanında yeterli olmadı ve şu an yaygın olarak kullanılan USB 2.0 çıktı.                
        USB 2.0 bilgisayarlarımızda en çok kullandığımız tak-çalıştır arabirimi olarak çoğu bilgisayarda bolca yer almakta. Ancak artık USB 2.0’da yeterli gelmemeye başladı.Çünkü özellikle External HDD ve USB bellekler gibi depolama aygıtlarının bant genişliği USB 2.0’ın bant genişliğinin oldukça üzerinde ve çok daha hızlı.
                Yapılan araştırmalara göre önümüzdeki 2-3 yıl içerisinde standart bir kullanıcının bile 2TB veri depolama alanına ihitiyaç duyacağı sonucu çıkıyor.Bu da demek oluyor ki USB 2.0’ın da suyu kaynadı.! 2TB gibi veriye sahip olan bir kullancının depolama aygıtlarından beklentiside doğal olarak artacak ve daha çok hız isteyeceklerdir.İşte bu sebepten dolayı USB 3.0 yavaş yavaş hayatımızın içine girmeye başladı. USB 3.0 yeni bir arabirim olsa da piyasada USB 3.0 desteği olan birçok HDD,USB bellek,disk kutusu ve USB 3.0 kartları bulunuyor.

       USB 3.0 tejnolojisinden bahsetmek gerekirse, USB 2.0’a oranla teoride 10 kat daha hızlı aktarım sunmakta.USB 3.0 pratikte desteklediği bant genişliğini henüz dolduramıyor,buda demek oluyor ki USB 3.0 teknolojisi oldukça uzun bir süre hayatımızda olacak.! USB 2.0’ın 480Mbit/sn olan ve teoride saniyede 60 MB veri aktarım hızının USB 3.0’da 5 Gbit/sn yani saniyede 600MB’a çıktığını görüyoruz. USB 3.0’ın avantajı sadece hız değil.. USB’den şarj olan cihazların da USB 3.0’da birlikte USB 2.0’a oranla daha kısa şarj olduğunu söyleyebilriz. USB 3.0’da Voltaj değişmiyor ancak amper değeri 0.9A ya yükseltilmiş. Fiziksel olarak USB 2.0’dan hiçbir farkı olmayan USB 3.0’ın bir diğer güzelliği ise USB 2.0 desteğinin olması. Yani USB 3.0 destekleyen bir harici disk aldık ancak evimizdeki bilgisayarımız USB 2.0 arabirime sahip, yinede yeni aldığımız harici diskimizi bilgisayarımızda kullanabilirz tabi hız kaybını göze almalıyız.!

Şu an USB 3.0 arabirimini destekleyen cihazlara göz atmak gerekirse;

Asus U3S6:


      PCI Express x4 yuvası sayesinde sistem’e bağlanan Asus U3S6 USB 3.0 kart masaüstü bilgisayarında yüksek hızda veri aktarımı yapmak isteyenlere hitap eden bir ürün. İki adet USB 3.0 arabirimi sunan kartta aynı zamanda SATA 6 Gbps teknolojisini destekleyen iki adet girişe yer veriliyor. Kutu içeriğinde ürünün kullanımı için tüm aparatlar ve kablolar geliyor. 



Transcend TS-PNU3:



    Dizüstü bilgisayar kullanıcılarına özel olarak tasarlanan ve ExpressCard 34 arabirimi sayesinde sistemle haberleşen Transcend TS-PNU3 iki adet USB 3.0 arabirimi sunuyor. USB arabirimler yan yana tercih edilmiş ve aradaki boşluk oldukça geniş. Durum böyle olunca kalın yapıdaki USB arabirimli cihazlar herhangi bir bağlantı problemi oluşturmuyor.


Mach Xtreme MX-FX:



   Sağlam bir gövde yapısına sahip olan Mach Xtreme FX 64 GB depolama alanı sunuyor. Performans anlamında rakiplerinden geri kalmayan USB bellek bir saniye içerisinde 80 MB veriyi aktarabiliyor. En yüksek okuma hızı ise 130 MB/sn seviyesinde. Kapaklı yapının tercih edildiği ürünün dış malzemesi alüminyum. Bu sayede çarpma ve düşmelerde verileriniz korunuyor.


Transcend StoreJet 25M3:


    Transcend’in StoreJet serisinde yer alan 25M3 isimli harici sabit disk, düşme ve çarpma testlerinden başarıyla ayrılmış bir ürün. 256 bit AES şifreleme özelliği sayesinde verilerinizi daima güvende tutmayı başaran sabit diskin ön kısmında aktivasyon durum LED’i yer alıyor. 640 GB depolama kapasitesine sahip StoreJet 25M3’ün tasarımı da oldukça şık. 





16 Nisan 2012 Pazartesi

BitLocker ve BitLocker To Go nedir ?


Merhaba arkadaşlar bu makalemde BitLocker ve BitLocker To Go 'dan bahsedicem.Bildiğimiz gibi EFS te dosya veya klasör encrypt ederken Bitlocker la disk encrypt edilir,  yani EFS’te olduğu gibi tek bir dosya değil de volume’ün içini koruruz. Bitlocker bilgilerimizi şahıslara karşı korumak değil çalınmalara karşı korumak için kullanılır. Yani bilgisayarımızdaki harddiskin  başkası tarafından alınıp kendi bilgisayarında çalıştırmasını önlemek için kullanılmaktadır.  Dolayısıyla mobile disklere ve laptop’lara yönelik bir koruma mekanizmasıdır diyebiliriz. Tek bir dosyayı değil donanımı tümüyle korumayı sağlar donanım içindeki tüm bilgiler korunmuş olunur.

                İşletim sisteminin kurulu olduğu partition encrypt etmek istiyorsak en az 2 partition gereklidir.Bunun amacı encript edilen partition’ı boot etmek içindir.  2 tane key vardır.Bunlar Full Volume Encryption Key ve Volume Master Key. Bunlardan biri tüm diski encrypt etmek için diğeri ise bizim o key’e ulaşmamız için kullanılır. Yani kullanıcıda olan key’le makinadaki key’e ulaşılır ve makinadaki key’lede gidip disk encrypt edilir.


              
          Encryption key bir USB memory yada  anakartın üzerinde TPM varsa burada saklanır. Eğer USB üzerinde saklıyorsak makine açılırken USB nin takılı olması gereklidir. Ancak sanal makinalarda bu işlem biraz farklı çünkü sanal makinalar açılış sırasında USB’yi tanımadığı için, bu durumda floppy disk kullanabilirz.
                Bitlocker’a ulaşmak için control panel’i kullanabiliriz system and settings’ten bitlocker ı bulup security’den yapabiliriz. Ya da partition üzerinde sağ tuş Turn on Bitlocker diyebilirz. CMD sarıtından Bitlocker’a ulaşmak istiyorsak manage-bde.wsf yi kullanabiliriz.
                Bitlocker Drive Encryption’dan  yaptığımız işlemler sonucunda kaydettiğimiz key dosyasını farklı bir bilgisayar yada bellek üzerinde taşımak en doğrusu olandır.

               BitLocker To Go  ise taşınabilir bellekler için kullanılan türüdür. XP ve Vista da BitLocker To Go destelenmediği için BitLocker To Go Reader kullanılmalı.  İnternetten download edilebilir yada bizim encrypt ettiğimiz disk içinde de vardır.

14 Nisan 2012 Cumartesi

EFS (Encrypting File System)


Merhaba arkadaşlar bu makalemde EFS  (Encrypt File System)  inceleyeceğiz;

EFS yani şifrelemeli dosya sistemi ntfs dosya sistemiyle bize sunulan bir özelliktir. EFS dosya ve klasörlerimizi şifrelemek için kullanıldığımız bir Windows özelliğidir.Ancak buradaki şifreleme mantığı Office dosyalarında bulunan şifre sorma ekranından farklıdır. EFS dosyalarına ulaşmak için sertifika gerekmektedir.

EFS’i kullanmamızdaki amaç örneğin network üzerinden bilgisayarımıza giren bir kişinin bizim için önemli olan dosya ve klasörlere erişmesini önlemek. Ancak dosya veya klasörümüze erişmesini istediğimiz kişilerede izin verebilirz. EFS’li dosyaları açmak için sertifika yaratmak gerekli demiştik .Biz bir dosyayı veya klasörü Encrypt ederken eğerki bilgisayarımızda bir sertifika yoksa bilgisayarımız bizim için self signed bir sertifika oluşturur. Bu sertifikanın bir yedeği alınmalıdır çünkü bilgisayarımıza format attığımızda ya da bu gibi durumlarda bu sertifikayı da kaybetmiş oluruz ve dosya yada klasörlerimizi açamayız.

Bu sertifikayla birlikte private ve public diye 2 key gelir. Private key’in kilitlediği bir dosyayı Public key açar aynı şekilde Public key’in kilitlediği dosyayıda Private key açar.Yani bir arada çalışmaktadırlar.Bu işleme asimetrik encrypt denir. Bu işlem çok güvenli olmasına rağmen performansı düşüktür.Simetrik encrypt’te ise tek key vardır ve performansı fazladır. File Encryption Key(FEK) ise ikisinin bir arada kullanılmasıdır.

Sertifikaları görmek için CMD satırından certmgr.msc
CMD satırından encrypt işlemi gerçekleştirmek için cipher.exe kullanılır.
Ve EFS’li dosyaları taşımak için backup işlemi gerçekleştirilir.

Gelelim oldukça basit olan uygulamasına;

İlk olarak bir klasör oluşturalım ve sağ tuş özellikler diyelim vegelen pencereden gelişmiş’i seçelim.


Daha sonra gelen pencereden resimde görüldüğü gibi “Veriyi korumak için içeriği şifrele” seçip “Tamam” diyelim.





İşlemimiz bu kadar.Resimdeki gibi oluşturduğumuz klasör yeşil rengi aldıysa sorun yok demektir.



· 








Roaming User Profile & Mandatory Profile


Roaming User Profile :
“ Roaming User Profiles “ kullanıcıların aynı domain ortamında ve network içinde farklı bilgisayarlarda kendi user’larıyla oturum açıp tüm profile bilgilerine ulaşmalarını sağlar. Yani kullanıcılar aynı networkte 10 farklı bilgisayarda oturum açsalar da kişisel ayarları (masaüstü,belgelerim klasörü vs.) gibi profil bilgileri değişmez. Profile bilgileri normalde kendi diskimizdedir, bu yüzden farklı bilgisayarlarda logon olduğumuzda kendi dosyalarımıza ulaşamayız.Roaming User Profiles” yani “Gezici Profil”de ise profil bilgileri merkezi bir sunucu üzerinde tutulur ve bu sayede farklı bilgisayarlada oturum açsak bile aynı profile bilgilerini görürürz.
                Roaming User Profile’ın avantajlarından bahsetmek gerekirse, tüm belgelerin tek bir yerde bulunmasından dolayı yedek alma işlemi kolaylaşır.Bir diğer avantajı ise bilgisayarı arızalanan bir kullanıcının yeni bilgisayarına profile bilgileri kopyalamak zorunda kalmayız.
                Roaming User Profile’ın dezavantajları ise kullanıcı ayarlarının tutulduğu profile dosyasının boyutunun büyük olması logon ve logoff işlemlerinin süresini arttırır ve networku yorar.Kullanıcı sayısının fazla olması ve bu kullanıcıların aynı anda logon ve logoff işlemlerini gerçekleştirmeside network trafiğine neden olur.Bu sebeplerden dolayı kullanışlı olmasına rağmen network trafiğine sebep olduğu için kullanıcı sayısı fazla olan yerlerde özel kullanıcılar dışında kullanılmaz.
                Çalışma mantığından bahsetmek gerekirse; Kullanıcı ilk kez oturum açtığında sunucuda  henüz profile bilgileri olmadığı için kendi diskindeki Default user profile bilgilerini kullanır. Kullanıcı oturumunu kapattığında ise kendi diskindeki profile bilgileri sunucu üzerindeki belirtilen yere kopyalanır.Daha sonra kullanıcı her oturum açtığında ise sunucu üzerinde bu kullanıcıya ait profile bilgileri kendi diskimize kopyalanır ve oturum açılır. Daha sonra kullanıcı oturumunu kapatmak istediğinde profile bilgileri tekrar sunucuya kopyalanır ve işlem bu şekilde devam eder.

Mandatory Profile:
Kullanıcının logon durumdayken yaptığı değişiklikler logoff olduktan sonra kaydedilmez.Örneğin; ortak adında bir user’ımız var ve çalışanların hepsi bu kullanıcıyla logon olup işlem yapabiliyor, Bir kullanıcı “ortak”user’ıyla logon olup işlemini yapıp logoff olduğunda yaptığı değişiklikler kaydedilmiyor ve başka bir çalışan tarafından tekrar logon olunduğunda bir önceki çalışanın bilgilerini görmemiş oluyor.
Roaming profile işlemini içerir ve ekstra olarak oluşturulan dosyanın altındaki kullanıcı klasörü admin yetkisiyle açılıp NTUSER.DAT uzantısı .MAN olarak değiştirilir NTUSER.MAN olur.

Roaming Profile Uygulaması;
İlk olarak Active Directory Users And Computers’tan “mandatory” adında bir kullanıcı oluşturuyoruz.Sizde istediğiniz isimde bir kullanıcı oluşturabilirsiniz.



Daha sonra C: de roaming profile adında bir klasörü oluşturup sağ tuş properties diyerek sharing’den advanced sharing diyorum.



Buradan everyone’a  Full Control  veriyorum. Klasörü paylaşıma açmış oluyorum.



Son olarak “mandatory” kullanıcısının properties’ine girerek Profile tabında Profil Path kısmına resimde görüldüğü gibi \\makine adı yada IP adresi\oluşturduğumuz klasör adı\%username% yazıyoruz.Bunu yapmamızdaki amaç profil bilgilerinin nereye kadedileceğini göstermek.


Bu işlemleri yaptıktan sonra romaing user klasörünün altında kullanıcı adımızda bir klasör daha açılması için logon olmalıyız.Logon olduktan sonra kullanıcı adımızda bir klasör oluşur ve logon süresince yapılan işlemler logoff duruma geçerken buraya kaydedilir.Daha sonra her logon olma işlemi biz işlem yapmadan bu klasörün kendi diskimize kopyalanmasıyla gerçekleşir.Profile klasörünün boyutuna göre logon ve logoff süresi değişir, ve çok kullanıcılı ortamlarda networku yavaşlatır.

Mandatory Profile için ise Roaming Profile işlemlerinden sonra şunlar yapılmalı;

Oluşturduğumuz “mandatory profile”klasörü altında mandatory kullancısıyla 1 kez logon olduktan sonra resimde görüldüğü gibi mandatory.V2 adında bir klasör daha oluşuyor. Bu klasörün properties’inde Security tabından advanced seçerek devam ediyoruz.


Bu pencerede OWNER tabına geçip EDİT butonuna tıklıyoruz. Ve administrators'ı klasörün owner'ı olarak seçiyoruz. Bunun yapılasındaki amaç admin olarak klasörü açabilmek.





Artık  mandoroty.V2 klasörünün içine girebilirz,Klasörün içine girip gizli dosya ve klasörleri görüntülemeliyiz.



Son olarak yapmamız gereken resimde görünen NTUSER.DAT dosyasınının uzantısını değiştirerek NTUSER.MAN yapmalıyız.

Roaming User Profile Ve Mandatory uygulamalarını gerçekleştirdik.Bir sonraki makalede görüşmek dileğiyle.